Filtre Dersi Almanız Gereken 5 Instagram Hesabı

Bilge Yenigül (@bilgeyenigul)

Ben poz vermeyi çok seviyorum, her an poz vermeye hazırım! Instagram’daki fotoğraflarımı genellikle telefonla çekiyorum telefonla çekmek Instagram’ım için bana daha samimi daha anlık geliyor, ama tabii fotoğraf makinesiyle çektiğimde ortaya çıkan görsellerin mükemmelliği ve profesyonelliği ayrı benim için.

Renkleri kurgularken aslında hep bir yaz havasındaymış gibi görünmesi benim çok hoşuma gidiyor 🌞 bu etkiyi Snapseed adlı uygulamadan sıcaklığı azıcık arttırarak yapıyorum. Onun dışında geri kalan renkler fotografın orijinalindeki renkler oluyor, çok fazla efekt kullanılmış ugraşılmış fotoğraflardansa orijinal renklerinin sıcaklığı birazcık arttırılmış fotoğrafları Preview adındaki, Instagram feedini paylaşmadan kurgulamama yardım eden uygulamada kurguluyorum. Bu yüzden hep yedekte “geçiş fotoğrafı” ya da kendimin alakasız beğendiğim belki zamanı gelince kullanırım dediğim fotoğraflarım oluyor. 🤓

Seda Şen (@senseda)

Sanırım kamera arkasında olmaktan da epey keyif aldığım için genellikle telefona nazaran fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiyor ve çektiriyorum, denklanşör sesi beni daha çok motive ediyor diyebilirim.

Renklendirme konusunda ise en önemli konu tutarlılık bence, gözümün gördüğü yerin bir tavrı olması bana ilham veriyor. Eskiden uygulamalar arası surf yapardım, zamanla pratiklik kazandığım için bir tanesinde işimi hallediyorum artık.

RNI Films ile seçtiğim bir filtrenin yoğunluğunu uygun gördüğüm ölçüde belirleyerek uyguluyorum. Agfacolor 50’s muted, Agfa Rsx v.2 ve Fuji Astia 100F v.4 kullandığım filtreler. Uzun süredir bunların dışına hiç çıkmadım sanırım.

Renklendirmeyi hallettikten sonra ayarlar bölümünden sıcaklığa, ten rengime, keskinliğe ve çoğu zaman eskitme efektlerine elim gidiyor robotik bir şekilde.

Hazırladığım yeni fotoğrafım, çok yakın zamanda paylaştığım eski bir fotoğrafımı tekrar etmiyorsa süper, hemen paylaşılır!

İlkyaz Özel (@ilkyazozel)

Etrafımdaki herkes bilir fotoğraf renkleri konusunda aşırılara varan bir hassasiyetim var. Gerek kendi fotoğraflarım, gerekse dergiye koyduğumuz konuların fotoğrafları illa benim renk ayarımdan geçmezse rahat edemem. 🙂 Çünkü aslında fotoğrafa asıl ruhunu veren o minicik, hassas renk ve ışık oyunları. Bir fotoğrafı ilk gördüğümüzde “ne kadar cool”, “ne kadar basit” ya da her ne sıfatsa ilk aklımıza gelen aslında o hissi bizde uyandıran kısmı bu. Kendi fotoğraflarımda çok zamanım yoksa Tezza ve RNI Films applerini çok kullanıyorum. Tezza’da favori filtrem “Mood”. “Color Story” de biraz daha hassas ayarlar yaptığım bir app. Kendi custom renk ayarlarımı oluşturup kaydediyorum, böylece herkesde sürekli gördüğümüz filtre efektlerinden bambaşka, daha kendime ait tonlar geliştirmiş oluyorum. Hangi app’de yaparsam yapayım genelde her fotoğrafa grain eklemeyi seviyorum. Daha dokulu ve daha derinlikli oluyor. Biraz da son senelerde vintage görünümlü fotoğraflar moda dergilerinin editoriallarını aşıp Instagram postlarımıza da sızdığı için grain, dust, fade gibi ufak tefek eskitme hareketleri fotoğraflara bambaşka bir hava veriyor.

Simay Yılmaz (@simaylmz)

“Kendimi bildim bileli fotoğraf çekiyorum.” klişesini yapmak istemezdim ama gerçekten öyle. Zaman ilerledikçe değişen tek şey kocaman Canon 60D fotoğraf makinamın yerini bir süre sonra Sonya6000 (18-135mm) aldı daha sonra video çekmeye merak salmamla birlikte Canon G7X’le yolumuza devam ettik, şimdilerde ise sadece telefonla fotoğraf çekiyorum diyebilirim. Bilgisayarın geçmişten günümüze küçülmesi gibi benim de fotoğraf makinalarım zamanla küçülerek yerini telefona bıraktı. Hala makina ile fotoğraf çekmenin çok ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum ama Instagram’da telefonla çekilen anlık fotoğrafların daha keyifli olduğuna inanıyorum.

Çabasız, üzerinde daha az oynanmış, sadece ufak ışık oyunları ve bütüne baktığımda uyumluluk Instagram hesabımdaki fotoğrafların temelini oluşturuyor. Eskiden yüzlerce çektiğim kareler ise artık daha sınırlı, daha az deklanşöre basarak paylaşacağım fotoğrafı yakalamaya çalışıyorum. Çektiğim fotoğrafı RNI Films uygulamasında açıyorum ve Vintage kategorisindeki Kodachrome 50’s filtreyi seçiyorum, ardından ayarlar bölümüne girip strenght bölümünden filtrenin etkisini biraz azaltıyorum. Kimi zaman bir fotoğraf için sadece bunu yapmam yeterli oluyor, direkt Instagram’a girip paylaşımı yapıyorum ama bazen bu adımları uyguladıktan sonra Lightroom’a girip grain ekliyorum. Bazı fotoğrafların az da olsa pikselli görünmesini seviyorum ama tabii ki hepsinde değil. Lightroom’u daha çok story paylaşımlarımı düzenlerken tercih ediyorum ya da paylaşacağım postlarda sadece ışık ayarı yapacaksam. Lightroom fotoğrafların çözünürlüğünü hiç düşürmediği için her zaman sevdiğim bir uygulama olmuştur. Bazı fotoğrafların ise siyah beyazken daha güzel olduğunu düşünerek çektikten hemen sonra iPhone’un kendi fotoğraf düzenleme ayarlarındaki siyah-beyaz filtre olan Mono’yu seçiyorum ve yine üzerinde hiç oynamadan paylaşım yapıyorum. Özellikle gece çektiğim flaşlı fotoğraflarda siyah beyaz filtreyi çok seviyorum. Gün batımları ise hem fotoğraf hem de video çekmek için vazgeçilmezim.

Elif Taştekne (@eliftastekne)

Yıllardır fotoğraflarımı fotoğraf makinem Olympus om-d e-m10 mark II ile çekiyor, neredeyse hiç telefon kullanmıyordum. Bu, paylaşım sürecini arttırdığı gibi bazen fazla uğraşılmış gözükebiliyor ve anın samimiyetini paylaşma halini öldürüyordu. Telefon kameralarının da iyileşmesiyle, ışık yeterli oldukça İPhone X ya da XS ile çekmeye başladım. Ama bazen kameranın kalitesini de özlüyorum tabii.

Fazla filtre kullanımının fotoğrafları yapaylaştırdığını düşünüyorum. Fotoğrafı paylaştığım insanlarla o anı, estetik çerçevelerim içinde, gördüğüme yakın olarak göstermek istiyorum. Bu yüzden tüm fotoğrafa filtreyle renk atmaktansa, feed’ime uyması için, sadece istediğim renk ya da renklerle Lightroom’da oynamayı tercih ediyorum.

Ten renginin filtrelerle koyultulduğu ya da açıldığı fotoğrafları sevmiyorum, bu yüzden uzun zamandır yeni bir düzenleme arayışı içindeydim. Instagram’ın kendi edit bölümündeki contrast’ı neredeyse sonuna kadar düşürerek renkler arası gereksiz keskinliği alıyorum, ardından highlight’ı düşürerek ten rengimin, fotoğrafta varsa gökyüzünün ya da başka objelerin daha yumuşak ve dengeli hale gelmesini sağlıyorum. İlginç bir şekilde telefonumda binlerce uygulama olsa da Instagram’ın contrast ve highlight ayarını hiçbirinin yapamadığını düşünüyorum.

Fotoğrafın ruhuna yakışacağını düşünüyorsam analog filtrelere de elim gidebiliyor. Bazen az miktarda Vscocam’deki Agfa Vista 400 ya da 800, bazen de Fuji Pro 400x’i kullanabildiğim gibi Calla’daki analog efektleri de kurcalayıp fotoğrafa göre uygulamayı da seviyorum. Bunlar dışında filtrelerden uzak durmak ya da çok az kullanmak en iyi seçeneğim!





POST A COMMENT